Anasayfa

Vajinismus vajina ağzını çevreleyen kaslarda vajinal girişi engelleyecek nitelikte sürekli ya da tekrarlı bir biçimde kasılmaların olmasıdır. Bu kasılmalar ekseriyetle vajinaya girme girişiminin hemen öncesinde ve sırasında meydana gelir. Vajinismus tedavisinde uygulanacak teknikler kişiden kişiye çift dinamiklerine göre ve vajinismusun nedenselliğine göre farklılık göstermektedir. Buna göre tedavinin ana bileşeni tedavinin nedenselliğine ve çift dinamiğine göre değişmekte olup tedavi kişiye ve çifte özel olarak formüle edilir ve uygulanır. Öncelikle çiftlerin vajinismusun kesinlikle çözülebilir bir rahatsızlık olduğunu bilmelerini isterim. Ayrıca vajinismus kızları, vajinismus cinsel terapi ile tam bir iyileşme gösterecekleri için diğer cinsel problemlere sahip olanlara göre şanslıdırlar.
Vajinismus vajinal giriş denemeleri sırasında vajen kaslarının istemsiz bir şekilde kasılarak cinsel ilişkiye izin vermemesi olarak tanımlanır. Vajinismus toplum tarafından ilk gece korkusu cinsel ilişkiye girememe olarak da isimlendirirlir. Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin bir kısmı öncelikle neye uğradıklarına şaşırırlar. Daha önce başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç düşünmemişlerdir. Diğer bir kısmının ise daha önceden ilk gece korkuları vardır. Hatta evlenme tarihi yaklaştıkça korkularda buna paralel olarak artar. Çiftler neden böyle bir sorun yaşadıklarına bir türlü anlayamazlar. Diğer bir gurup çift ise ilk başta vajinismus sorunu yaşadıklarını kabullenmekte zorluk çekerler. Diğer bazı çiftlerde eşlerden her biri bir diğerini suçlayabilir.
Vajinismus yeni evlenen çiftlerde en sık karşılaştığımız cinsel fonksiyon bozukluğudur. Vajinismus öğretmen, hemşire, avukat gibi her meslekten ve her sosyo ekonomik düzeyde görülebilen bir cinsel problemdir. Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin her denemelerinin sonucunda başarısızlıkla karşılaşmaları zamanla onları bu sorun sanki hiç çözülmeyecekmiş gibi bir düşünce geliştirmelerine neden olur. Oysa vajinismus bütün cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde en kolay çözülebilenidir. Aynı zamanda vajinismus(cinsel ilişkiye girememe) sorunu kadar bir çifti üzen başka cinsel fonksiyon bozukluğu yoktur. Bunun nedeni cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi nedeniyle evlilik birliğinin tam sağlanamaması olduğu kadar evliliğin çok önemli bir aşaması olan çiftin ilişki duygusunun gelişeceği sırada yani evlilik başlangıcında ilk cinsel deneyim girişimlerinde ortaya çıkmasıdır.
Kadında cinsel birleşme sırasında vajina kaslarının istemsiz olarak yenileyici bir şekilde kasılarak cinsel birleşmenin mümkün olmaması durumuna vajinismus denir. Vajinismus nedenleri arasında çocukluk çağından kalma korkuların, ayıp, günah ve suçluluk duygularının etkilerinin önemi büyüktür. Vajinismusta kişi zihninde penisi simgesel olarak aşırı büyütmüştür. Kafasında simgesel olarak büyüttüğü penis yüzünden çok acı çekeceğinden vajinanın parçalanacağı korkusunu yaşar. Vajinismus sorunu yaşayan bazı kişilerde gebe kalma korkusu olabilir. Vajinada oluşan bu kas kasılmaları vajinaya girme girişiminin hemen öncesinde ve esnasında meydana gelir. Kas spazmları öylesine şiddetli olabilir ki vajinaya girmek imkansız hale gelir. Vajinaya girme girişimi durdurulunca kasılma ve korku hali geçer ve kişi eski haline geri döner.
Vajinismus cinsel birleşme denemelerinde vajina kaslarının bayan eşin istemi ve kontrolü dışında kasılarak vajinal girişin mümkün olmamasıdır. Çift her denediğinde tekrar tekrar aynı şeyle karşılaşır. Genel olarak ilk cinsel birleşme deneyiminde sorun kendini gösterse de daha önce başarılı ve uyumlu cinsel ilişkisi olmasına rağmen şiddetli evlilik çatışmaları, fiziksel ve cinsel travma, ağrılı zor jinekolojik muayeneler ve operasyonlar, ağrılı cinsel ilişki gibi nedenlerle sonradan da ortaya çıkabilmektedir.
Vajinismus vajina çevresini saran kasların istemsiz kasılması nedeni ile kadının cinsel ilişkiye gerememesidir. Vajinismusta evlilik cinsel ilişki ile tamamlanamadığından cinsel terapiyi(tedaviyi) zorunlu kılan bir durumdur. Çocuk sahibi olmayı çok istedikleri için bu sorunu yaşayan kadınların sterilite kliniklerine başvurma olasılığı son derece yüksektir.Vajinismus vajina çevresini saran kasların istemsiz kasılması nedeni ile kadının cinsel ilişkiye gerememesidir. Vajinismusta evlilik cinsel ilişki ile tamamlanamadığından cinsel terapiyi(tedaviyi) zorunlu kılan bir durumdur.Çocuk sahibi olmayı çok istedikleri için bu sorunu yaşayan kadınların sterilite kliniklerine başvurma olasılığı son derece yüksektir. Eğer kadın daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemişse bu duruma birincil vajinismus denir. Kadın o zamana kadar normal aktif cinsel ilişki yaşadığı halde sonradan gelişmiş ise buna da ikincil vajinismus denir.
Vajinismus (cinsel ilişkiye girememe) cinsel birleşmeyi çoğu zaman tamamen engeller. Bu nedenle diğer evlilik sorunları ve cinsel sorunlar gibi göz ardı edilemeyecek bir sorundur. Vajinismus hem çiftin evlilik ilişkilerini hem de çiftin ebeveynlerini etkiler. Çünkü evlilik birliğini tehdit edici olarak algılanır ve çiftin bebek sahibi olmalarını engeller. Sorun ilk ortaya çıktığında kişi şaşırır, karmaşık duygular yaşar, zaman geçtikçe özgüveni sarsılır ve giderek başaramama korkusu yaşamaya başlayabilir.
Vajinismusun ortaya çıkmasında pek çok faktör bir araya gelerek ve bir etkileşim içine girerek rol oynamaktadır. Çünkü cinsel hayat çeşitli psiko sosyal biyolojik ve kişiler arası etmenlerin birlikte rol aldığı karmaşık bir süreçtir. Her toplumda olduğu gibi bizim toplumumuzda da örfler, adetler, gelenekler, inanışlar, çocuk yetiştirme şekilleri insanın cinsel davranışını sürekli olarak etkilemektedir. Birincil vajinismusun nedenlerinde baskıcı yetiştirme tarzı, cinselliğin ayıp, günah, suç ve cinsel organların ve cinselliğin pis bir şey olarak kavramlaştırıldığı evrensel ve toplumsal geliştirme yöntemlerinin çok önemli etkiler olduğu düşünülmektedir.
En genel anlamı ile vajinismus ağrı, acı, kanama olacak korkusu ile vajinaya giriş teşebbüsünde ortaya çıkan ve cinsel birleşmeye izin vermeyen vajina girişinin üçte birlik dış bölümündeki kaslarda istemsiz ısrarlı ya da yineleyici kasılmalar sonucu oluşan bir cinsel sorundur. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, korkuya eşlik eden kaçınma davranışı dolayısı ile girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Kişi bilinçli zihni ile cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek istemesine rağmen bunu başaramamaktadır. Yani bir nevi en çok istediği şey en çok korktuğu şey olmaktadır.Vajinismus tedavisinde tedavi süreci eşlerin her birinin duygu düşünce, korku ve cinsel davranış kalıplarını yeniden yapılandırmayı gerektirir. Vajinismusun nedenselliği bütüncül bir yaklaşımla kavranmalı her çiftin hatta her bir bireyin dinamikleri kendi sosyal konteksleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Kadında orgazm bozukluğu olağan bir cinsel uyarılma evresi olmasına rağmen orgazmın sürekli olarak ya da yenileyici bir biçimde gecikmesi ya da hiç olmaması olarak tanımlanmaktadır. Kadınlarda orgazm bozuklukları sanıldığından ve erkeklerdekinden çok daha karmaşıktır. Ayrıca kadınlar orgazmı tetikleyen uyarının türü ve yoğunluğu açısından çok farklı tepkiler verirler. Bu nedenlerle orgazm bozukluğu tanısı çok dikkatli bir klinik değerlendirmeyi zorunlu kılar. Cinsel terapist kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyarının yeterliliğini eş ile olan cinsel güveni ve eş ile olan cinsel iletişimi titiz bir şekilde inceledikten sonra tanıya gitmelidir. Ülkemizde bu konuda yapılmış sistematik araştırma olmadığından kadında orgazm bozukluklarının yaygınlığı kesin olarak bilinememektedir.
Cinsel ilişki sırasında genital bölgede devamlı ve yineleyici ağrı olmasıdır. Kadınların önemli bir kısmı hayatlarının bir döneminde bu ağrıyı geçirir. Ağrılı cinsel ilişkide ağrı yüzeysel ve derin olmak üzere iki şekilde kendini gösterir. Yüzeysel ağrılar vajinal enfeksiyonlar, jinekolojik ameliyatlar, doğum lezyonları, ilişki öncesi yeterli uyarı ve dolayısıyla ıslanma olmadan girilen cinsel ilişki vb. nedenlerden kaynaklanabilir. Klinikte sık rastlanan durum vajinal kuruluktur. Derin ağrılı cinsel ilişki vajinadaki doğuştan anormallikler, sistit, üretra iltihapları, kronik enfeksiyonlar, perliste kitleler, bağırsak hastalığı ve genital organlarda sarkmalar neden olabilir. Cinsellikle ilgili kaygılar, olumsuz düşünce ve önyargılar, suçluluk duyguları, cinsel istismar öyküsü, evlilik ve ilişki sorunları, ağrı beklentisi, anksiyete, korku, öfke, eş reddi ve doğum ve gebelik korkusu diğer önemli nedenler arasındadır.
Uyarılma bozukluğu DSM-IV de sürekli olarak ya da yenileyici bir biçimde cinsel uyarılmanın yeterli bir ıslanma, kabarma tepkisini sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene kadar bunu sürdürememe olarak tanımlanmaktadır. Cinsel uyarılma sorunu yaşayan kadınlar yeterli ön sevişme ve klitoral uyarı olmasına rağmen yeterince uyarılmamakta ve ıslanamamaktadırlar. Ülkemizde kadınlardaki cinsel uyarılma sorununun ne sıklıkta olduğu kesin olarak bilinememektedir. Uyarılma bozukluğunun çok çeşitli nedenleri olmakla birlikte ülkemizde en çok rastlanan neden yetersiz cinsel eğitim, ayıp, günah, suçluluk duygularını öne çıkaran baskıcı gelişimsel nedenler ön planda bulunmaktadır. Yine cinsellikle ilgili psikolojik çatışmalar cinsellikle ilgili ailevi ve toplumsal baskılar uyarılma sorununa neden olmaktadır. Ayrıca yanlış ve abartılı cinsel bilgiler, yetersiz cinsel eğitim, yetersiz cinsel deneyim sıklıkla altta yatan nedenlerdendir.
Cinsel istek sinir sistemi, endokrin sistem, biyolojik yapı, psikolojik etkenler sosyal ve kültürel yapılar tarafından etkilenen son derece karmaşık bir durumdur. Bütün yazarlar cinsel isteğin esas olarak bir içgüdü olduğu konusunda hem fikirdir. Ancak stres, psikolojik travma, ilişki sorunları nasıl uyku düzenimizi, sinir sistemimizi etkiliyorsa aynı şekilde duygusal ve sosyal problemlerin insanın cinsel istek düzeyini etkileyebileceği bilinen bir gerçektir. Dünyaca ünlü cinsel terapist Helen Kaplan’a göre cinsel içgüdü çift yönlü bir mekanizmaya sahiptir. Örneğin rahat ve güvenilir bir ortam ile uygun cinsel uyarı (çekici bir partner, duygusal bir ortam, uygun fiziksel temas, hoş bir müzik vb . )cinsel isteği uyandırırken, tersi bir ortam ya da uygun olmayan bir ortam uygun olmayan bir eş, tam tersi yönde cinsel isteği olumsuz bir yönde etkileyebilmektedir.
Erkeklerde en sık görülen cinsel sorunların başında gelir. En genel anlamı ile cinsel ilişkide erkeğin kontrolü dışında boşalmasına erken boşalma denir. Bazen cinsel ilişkiye başlamadan önce bile boşalma olabilmektedir. Bazen birleşmenin ilk birkaç hareketinde veya ilk saniyelerde boşalma olabilmektedir. Erkeklerin bir kısmında erken boşalma her ilişkide problem olabilirken bazılarında ise zaman zaman problem olabilmektedir. Buna göre erken boşalma cinsel ilişki sırasında erkeğin vajinaya girmeden, giriş sırasında veya hemen girdikten sonra boşalması olarak tanımlanabilir. Erkeğin boşalmasını istemli olarak denetlemesi ve kontrol etmesi bozulmuştur. Erken boşalması olamayan bir erkeğin boşalma refleksi üzerinde kontrolü, denetimi vardır. Erken boşalma sorunu olan erkekler istemli olarak boşalmalarını kontrol edemezler. Boşalma zamanını belirleme şansları yoktur. Erken boşalma sorunu olan erkekler istemli olarak boşalmalarını kontrol edemezler.
 1